12 Mayıs 2013 Pazar

Öylesine (ilk)

Ses sese çarparsa ses yapar,
-

Yağmuru seviyorum ben, benim sevmediğim yağmursuzluk
-

Zaman akıntısı, (akışkan zaman, sıvı-sıvışık, akışık zaman)
-

Her şey çözülüre varır,
-

Oyun oynuyoruz hayatta,
Ki gerçekler bile bir oyun,
Büyümüş çocuk oyunları,
Büyümemiş büyük oyunları
-

Ne yapar düş, oyun oynar mı hala
Oyun oynayan düş,
Düş-iş
-

Ketum benim içim kendinden bile saklar sözünü, konuşmaz suskundur, Böyle anlaşmak dertleşmek ister, (sessizce)

Tam şu an en önemli olan nedir, (cass)
------------------
Deneyişler, gerçeklik tamlamaları)
Gerçeğin, gerçeği yıkayan kasesi, (gerçeğin içinde yıkandığı, arındığı, gereçeğin gerçekle yıkandığı, arındığı); ((gerçeğin) gerçekle gerçeği yıkayan seyrelten, incelten çözeltisi)
Gerçeğin içindeki gerçek, gerçeği gerçekleyen gerçek, (gerçeği gerçekle kesen düşey, çakışım)
(Perspektif odaklılık , çoklu perspektif, çoklu perspektif odaklılık)
------------------------

Ses patlamaları ve ses rüzgarları, termonükleer ses patlamaları, ses ısıtımı, ses fırtınaları ve ses rüzgarları,
---------------------

Düşünüşlerim tadında değil sesler sözler
Hissedişlerim ve algılayışlarımın anlatısından, yazışımdan/ifade edişimden başka duyuşum
Ya yetmiyor sözler, yetmiyor
Ya bulamıyoruz doğru sözleri ve kurguyu
Büyük bir his hissediyorum
Ve karşılığında sadece böyle yazabiliyorum, anlatamamak gibi bi şeyler, büyük, sözleri olmayan, ne anlattığı bilinmeyen hisler, düşünce ve duygu halleri, engin
Kendime bile sözlerle anlatamıyorum ya da yazamıyorum
Bu benim kendimi ne hissettiğimi anlamadığım, anlamlandıramadığım anlamına mı geliyor
Kendimi kendime anlatamadığım ya da kendimi ifade edemediğim anlamına ya da
Ya da sözleri bırakıp öylece manzara gibi mi izlemeyiz hisleri ve düşleri, duyguları
Sözleştirmeden ve tadını alarak
Ve birine ki, kendine bile anlatma kaygısı taşımadan
Havayı solur gibi özümsemek hisleri
Ruhunda tadı kalmak gibi
Çiçek koklamak gibi
İşte böyle

kokusu engin hislerim
------

Söz üzerine yoğurdum günlerce haftalarca aylarca ve  belki yıllarca zihnimi ve aklımı, (ki sözsüzlük, sessizlik ve ketumiyet bana yakındır)
Tam, keskin olmalıydı, (sözlerim)
Gerçek gibi, (kın) keskin bıçak gibi olmalıydı
Yazdığımda ve okuduğumda kan fışkırır gibi olmalıydı, (kesişi aklımı (düşünüşlerimin))
Sözlerim bilen (biley ile) dedim, bileylen, bileylendikçe bileylen
Benim beni anlatamayışım anlayamayışım kalmasın dedim
O yazdığım/düşündüğüm bin kurguyu bin meseli bin cümleyi kurgulasın,
(Ben kendimi anlasamda duygularımdan/hislerimden okuyuşumda, anlatmama ifade etmeme söz gerek, ki diğere resmetmede de, ki uyanık olmayan kendimede anlatmaya (kendim olan , ben kendime-diğer dışı)
Sözü saltık sanat yapsın, akınca kapılmadan (zihnim,yetim, gereğince)
Çiçekten özüt, kokudan eter, seyreltiden tat çeksin bulsun,
Ok gibi (saplanış, hedefi vuruş) olsun içimi okuyuşum
Şimdi içim (kendim, kendim olan) sana bakıyorum ve dinliyorum seni (özümseyiş)
Hiç bi şey anlaltmıyorsun, ( ki anlatın benim dilimde değil, özüm dili ise de o sessiz lisan)
----------

Benim sizden kendim için istediğim hiç bi şey yok, N.Hikmet
-----------

Sadece aranızda yaşamak/yaşayabilmek istedim,
Kendim olarak, kendim kalarak kendimi ifade ederek, edebilerek
düşünüşümün kılığını değiştirmeden
diğerlerinin (sizlerin), (onların) algı ve bilgi seviyelerini ölçemeden onların neyi nasıl algılayabileceğini ölçmeden ve hesaplamadan konuşabilmek, olabilmek
yada tüm bunlardan yorurulup özgürce susabilmek, istedim,
İstedim, içinizde (işlerinizde güçlerinizde) sizinle uyum içinde çalışabilmek, olabilmek ve içinizde var olmak , istedim, (barındırıyor musunuz?)
Siz mi seçitiniz benmi seçtim biz mi birbirimizi mi seçtik, her ne ise, ne farkederse, ne savaş ne kavga istemiyorum, canım acıyor, eskiyor yaşlanıyor ve yıpranıyor düşlerim; yoruldum; tazelerim, taze berrak duru umutlarım küf tuttu, nem tuttu, ıslandım ve üşüdüm içinizde, yağmalandım, Sizden sakındım sizi, acıtan düşlerim, keskin sözlerim var benim, (kendimden sakladım); yalandan (yalan ile) bükmem sözü, yine kesmesin diye sizi ellerimle sıkar gibi (kını) sözlerimle sıkarım en keskinini sözlerin, Sözlerim acır,
Kın olur sözlerim keskin gerçeğime, (ki kendimede, kın bükülür-büker, bıçağıda)

Benim ben olmayışım,
Ben olmayan ben/benler, (bendeki istenmeyen haller, ben dışı olarak nitelenen işaretlenen haller, ki onlar erir gider, gidecektir)
Benim ben olmayışımda ki halim, kalışım (oluşum, durumum) terket beni, beni terket ki ben terkediyorum seni (istiyorum hali) yavaşça ve anlatarak (kendime)

Ne olmadığımı biliyorum ve hissediyorum, ne olduğumu, olabileceğimi gördükçe, nasıl olur olacak da diyorum, Bir gerçekte (bir gün gibi) gerçek olur, Bu dünyaya konmasada o düş, biliyorum ki bir zaman mekan ve yerde (ve,olacak) ki tüm bunların dışındada var ve olacak, Bekleyip görürüm sonsuzumda, Sonsuz kadar uzun bekleyiş, bekleyiş kadar sonsuz olsa, inancım, ben onu bulduysam kaybedersem (ki kaybedemem) oda beni bulur, Çünkü o benimdir, benim olandır, (benim içimdedir, benimlik, inancımlık, bana özdeşlik), Benden ayrılmışsa (kavramsal olarak) bana dönecektir,
------------

Renk Gezegeni,

Düşlenemeyen mekan, ( Gözleri bağlı, bilmediği bir yemeği yiyip tadına varmak ama )yemeğin) biçimini imgeleyememek gibi orası (benzeri), Böylesine tadıyorum düş tadında (düşleri, düşünceleri, imgeleri ve düşünüşleri ki dilleri yok anlatamıyorlar, ki daha önce görmedim ki anlatamıyorum, resmedemiyorum, benzeştiriyorum), Hiç anlatamıyorum şeklini ama zihnimde ilginç ve bir o kadarda eşsiz ve hatta bir o kadarda gerçek tatlar bırakıyor (bu düşlemeler) ama  tatlı mı desem ekşi mi, buruk mu desem, acı mı, ne ona benziyor ne buna ama sanki benziyor bir çok şeye (hepsine ve hepsinin az biraz karışımına), belki daha önce böyle bi şey tatmadım gibi de belki

fiziksel kütlesiz boşluk gezegeni, Çok yönlü bakış, boşlukta renk çalışmak , dokuşgan renkler,
Renkler ve seslerle yüzmek, perspektif deneyişleri, kıvrımsal akışkanlar
Zihinsel oyuncaklar ve zihin oyun parkları ve zihin oyunları, düş seven oyunbaz,

Boşlukta ebru çalışmak gibi düşlemek, bunu düşlemek, bir zemin yok ama yinede dökülmüyor renkler ve boyalar, dökülüyor ama bir zemine değil, ve sonsuza kdar aşağı düşüp durmuyor, düşünce ile nerede istersen orada durmuş gibi zaten ve ne istersen onu yapıyorlar, her yönden ve her açıdan bakabiliyorsun buna, bire yüzeyi bir tabanı ve bir zemini yok, sınır yok
--

Ses patlamaları, dönüşgen tınılar,
Ses nereden doğar , enerji midir, kayıp var mı,

Düşünce ve enerji bağlantısı yapılandırması, enerjiyi kazanımsız olarak kendinde sonsuz var olarak, kaybedilmez, bitmez ve eksilmez olarak düşünme (ki senden ayrılmaz ve bölünmez olarak, gidişleri senin içinde sanadır), kendinden ayrılamama, ortaya çıkarma, (yoğuşum ve ısı)
----------

Her şey sesti, başlangıçta her şey sesti, ses kendini farketti, kendine çarptı, katılaştı ve maddeleşti, iletgenlişlik oldu, (bir süşünüş ve algı egzersizi ya da perspektif deneyişi, ilhamı)

Varolan ve yokolan titreşti, (kımıldadı, dalganımlandı, salınımlandı, his duydu, doku ve kendinlik, kendine dokunluk duydu

10 Mayıs 2013 Cuma

Döndüm baktım bi,

Ne yazmışım, ne yazmamışım,
http://isiklidusler.blogspot.com/2013/01/oynamak-istiyorum-ben-ask-cocuklar-gibi.html
Bu çıkıverdi karşıma, sevdim onu,
Diğerleri o kadar değil gibi
Sanki hiç yazmamışım ya da yazmaktan ödenecek borcum var gibi oturuyorum bazen başına ve hatta genelde yani yazmadım sanıyorum sanki hiç,
Tekrar üzülerek görüyorum ki okunamaz bi yer yapmışım burayı sanki,
Arada bi kaç güzel hatırat gerisi delilik, çılgınlık, saçmalayışlar, her neyse;

Umut olsun;

Düşüncemin kılığını değiştirmektense, susmak, benim için daha kolay olacak!

Düşüncemin kılığını değiştirmektense, susmak, benim için daha kolay olacak!    Aykırı Düşünceler - Denis Diderot

Hakkında söylenenler
    Bütün yaşamını gerçeğe ve doğruluğun coşkusuna adamış bir insan varsa, bu, Diderot'dur. --Friedrich Engels
    Diderot ve diğerlerinin emin olabileceği tek bir şey var: Kişi soru sormaya cesaret etmeli, bir başkasının düşünme gücüne güvenme?li ve her şeyi baştan düşünmeye hazır olmalıdır. --Michel Foucault



Sözleri, (vikisöz, kaynaklı kaynaksız, atfedilen,vb.)

Adaletin aklını kaybettiği yerde felsefe susar...

Felsefeye ilk adım inançsızlıktır.

Aklımız tanrının bir hediyesi ise ve inancımız hakkında aynısını varsayarsak, tanrı bize uzlaşmayan, zıt iki hediye vermiştir demek.

Bana bazı şeylerin aklımızı aştığını söyleseler de, bu, saçmalıklara inanmama yol açmaz. Hiç şüphem yok ki aklımızı aşan şeyler var; ama aklımıza aykırı olan herşeyi ve ona zıt düşen ne varsa, cesurca reddediyorum.

Büyük bir ormanda kayboldum ve önümü görmek için küçücük bir ışığım var. Orada yanıma biri gelir ve der ki: "Kardeşim, yolunu daha iyi bulmak için mumunu söndür." O birisi bir ilahiyatçıdır.

Eğer rahipleri istiyorsanız filozoflara ihtiyacınız yok demektir ve eğer filozofları istiyorsanız rahiplere ihtiyacınız yoktur; çünkü biri aklın dostu ve bilimin geliştiricisi olarak anılırken, diğeri aklın düşmanı ve cehaletin savunucusu olarak tanınır.

Filozoflar hiç din görevlisi öldürmemiştir, oysa din görevlileri çok fazla filozof öldürmüştür.

Felsefe sadece gerçekle uğraştığı izlenimi verir ama belki de düşlemleri dile getirir, edebiyatsa sadece düşlemlerle uğraştığı izlenimini verir ama belki de doğruyu dile getirir.

Yanlış yola girdiğinde, hızlandıkça daha da kaybolursun. 

Son hükümdar, son din görevlisinin bağırsaklarıyla boğulana kadar insanlar asla özgür olmayacak.

İnsanı taş ya da kırık kalpli yapan bu dünyadan gidiyorum. Beni nereye gömerlerse gömsünler.

http://www.tsip1974.com/Denis%20Diderot-Ayk%C4%B1r%C4%B1%20D%C3%BC%C5%9F%C3%BCnceler.txt

O an uçtum kendimden


O an uçtum kendimden
Ve o an doğdum (kendimden)
İçimden, daha büyük bir içim doğ(du)
Daha coşkun, daha yağmalı
O an uçtum kendimden
Kendimden, kendimle uçtum
Kendimli, uçtum
Masmavi buğu
İçkin içte yoğun rüzgar


Yağmur rüzgarı sürükledi
Ki kıyılara
başka bir gelen
bahar yakışı
bi geliş bi gülümseyiş gibi uğuldayış ve çağıldayış
Yağmurların rüzgarları uzakların çığlıkları gibi sesler
masmavi bulantılı bakış
kimleniş, içim içimleniş

9 Mayıs 2013 Perşembe

Uçsuzdan gelir ses

Gelir ki gelir,
Gelişlere gider,
Gidişlere döner
Dön ki dön,
Dön aşkı aşkta
O aşk ı aşkta ben benin;

----------------

Önce martılar vardı,
Zamana salındı kuşlar,
O en çok, kuşlar,
Kan kuşu, kan kanatlı
Yetingeç bir martı zaman,

--------------------

Unutulan ezginin sesi çığlık,
Tonlaması çıkmayan
Ses çıkardığını düşünene bebek,
İçinden devindirdikleri başka,
Dışarıdan duyulan başka
Bunun gibi,

-------------

Şarkı kaçtı,
Rüzgar oldu,
Rüzgar uçtu
Kum yağdı
Kum, cam tanesi gibi küçük köşeli kristalimsi taş ve kristal
Taşlar gezdi
Taş yağdı, (gök-ten)
Yağgın kristal
Gök tenli gök

---------------

Ses sus,
Sesin çıkmasın
Seni dinlemek istiyorum
Ama en çokta yağmuru
Özlemek
Özlemaşktan kaba özlemdüş yağdı,
Düşaşk parkı

-----------------

Gecenin tadı,
Bilindik yönler gibi bilindik tatlar var,
Acı, ekşi, tatlı buruk gibi
Bu tatlardan karma yapalım
Kökünde, özünde bi kaç bilindik tat
Ve onun karıştığı su gibi bir zemin
Gecenin tadı ve aroması ışıksızlık, kar anlık
Gökteki yıldız delikleri,
Arkaları ışık dolu,
Göğü delmiş ışkın ışkın parlak ışıklar
Ben böyle düşünüyorum,
Tadı tat katılmış, şeker katılmış gibi oluyor,
Ama bu yapay bi tatta sayılmaz,
En çok böyle güzel , denedim,
Başka söz söylersem, gece su

--------------

Eksikten tamamlanır,
Almak için eksilmek
Eksiden tamalanır artı
Artmak için eksil

Yer açtın yerinde yere
Bakışın tazelensinde gör,
Aynı bakarsan aynı görürsün
Görmektir iş, görmekte marifet,
Bu algı, bakış sadece iş

---------------

3 Mayıs 2013 Cuma

Ki,

 Ki, Umut alınıp satılmazmış;

Ki, Umut alınıp satılmazmış;
Ki maviler maviymiş
Ki say ki öyleymiş
Sayki yağmur yağmış
sayki böyle ıslanmış
düş yıkanmış
bu boyalı yağmurda
boyalı dedimse (renginden)
renkli ama boyamayan bu yağmurda
ki maviler döşenmiş
ki soğuklar soğumuş
aşkından aşkı aşkta

---------------------

Her şeyin ben olduğu bende ,bende bendim ama oysa neydi doğru soru ve doğru cevap neydi?

----------------------

Ben aşkı aşkta, ben delilikte ben benim
Ben benim ki ben benim
--------------------

Ki dingindim ben

------------------------

İçimin içindeki içim,
Benim ben olmayışımda ki ben/benler

Çiçek dediğimiz şey koca bitkide baharın açan bir tohum demeti, ki onun adıyla anılır koca bitki, işte böyle içimin içindeki içim tohumlan,çiçeklen,çeçeklen,açkalan,ıçkalan, açıklan

Senini temiz ve berrak adınla anılayım;

------------------------------

ışkalayan bir mızrak gibi olacak ,,,, buraya tam işte buraya ,,,


----------

(Anlatamayışlar, kendine bile ama yine de yazışlar ya da deneyişler ya da öylesine bi gün gelip bakarız o gün nasıl görüyoruz deyişleri ya da kendini satışlar egolar bilmeme daha neler neler)

Kavrayış sözden ötedir,

(Saf deriz kimimize o , ona iyi bakın derinliğini görmez sizin gibi, siyasi değildir düşünüşleri ve sözleri bir çocuk gibi öylece sarfeder sözleri, düşünün o sizden az mı bilir, neden sizin gibi ifade edemez dünyanızda kendini, ki onun sığ olduğunu saf olduğunu ya da olgunlaşmadığını düşünürsünüz, dünya gerçeklerini görmediğini yorumlayamadığını ya da zor yaşayacağını, o sizden az mı bilir sizin dünyanızla mı ilgilenmez, Küçük müdür dünyası, anlatamaz mı? Anlattığı kadar mı hisseder, Gerçekten ve gerçekten ama gerçekten size söze dökebildiği kadar mı duygusal ve duyusal perspektifi,)

Saflık, arılıktır, özlüktür,

O hem vardır hem yoktur ve ne vardır ne yoktur,

Varolan da, tüm varolan da, hem vardır hem yoktur, Yokluk varlık içinde (hal) tanımlanmıştır, yani varlık, içinde tanımlanmak için tanımladığı yokluku kapsar , (karşıtlık kurulmazsa, mutlak salt öze atıfta, Ki aynı anda ve zamanda zıttıdır, zamansızlıkta ve mekansızlıkta zıtlık yoktur) Yoklukta onun içinde bir tanımdır, varlıksızlık ve yokluksuzluk tanımlamasızlık ve tanımsızlık içinde olan özdür ona ne ad verirseniz verin o sizsiniz ve sizden ayrı değildir ayrı olamaz ve ayrımlanamaz, yokluk, yok olanlık/olmayanlık değil, Varlık ve olanlık içinde olmayan(lık) betimlenemez, tanımlanamaz, Bu bitmektir ve sonluluktur, sonsuzluk karşıtlığıdır bu karşıtlık kurulamaz;

Yokluk içinde yokluk var değil yoktur,

((Cass, herkes nedenini ve nasılını bilirse var ve yok edebilire atıf)-Bu anlam kavranamadı, çünkü yok ebeilirlik tanımlamama hali ve ya da benzeri bu durumda varlık var görünemez, olmazlık olur)

Bilerek farkındalıkla öncesinde ve sonrasında yarattın (oldun, olmaya devam ettin, devam etmeye devam ediyorsun ama içinde ve dışında döngü ile) ve yaratıyorsun her an yeniden ve yeniden, bu böyledir, böyle oluşu doğasıdır, Hata, kusur, eksilme, sapma, bilmeme, öngörmeme, farkında olmama yanılgısı yoktur, Her an olarak olur, (oldurularak olur karşıtı ve yakını ki içinde ve dışında oldurulur) öngörülerek ve bilinerek olur ve yaşanır, Tüm sonuçlar ve tüm bilinmeyenler öngörülmüştür ( ki öngörülebilirlik öngörülmüştür, mutlak olağanlık doğası) bilinirlik sınırındadır farkındalık içinde ya da dışında anda an kapsama alanı olarak biliştedir (bilişin kapsama alanındadır yakını)            

--------------------------------

Yani aydınlanma süreğen değildi, süreğen değildi aydınlanma, ki o (süreğen olan) aydınlanma değil farkındalıktı, Farkındalıkın kendisi de değil, olmuşluk, olabilirlik, deneyimlemişlik ve yeniden deneyimleyebilirlik, aşabilirlik, öteleyebilirlik bilgisi ve bu biliş farkındalığı süreğen ve hafıza, Farkındalıkın kendisi süreğen sürdürülebilir olmasa da; öyle bakmışlığın öyle görmüşlüğün öyle hissetmişliğin anlamış ve yaşamışlığın bilgisi ve onun bilgisi ve hafızası süreğen,

Bilgi süreğen ve taşınan bilgi, Bilgi taşımak aydınlanma taşımaktan kolay olabilir, Bu aydınlatılmış (büyük) bir feneri taşımak yerine fener kurabilmenin bilgisini taşımak yakınıdır, O kurulur, Kurulurda kurulur, Tüm bunlar kendiliğinden olur,

Neden şimdi yanmıyorum diyorsan, Harekete duyarlı aydınlatıcıları düşün, Onlar zamanı geldiğinde kendiliğinden yanarlar (aydınlatırlar), Sürekli yüksek bilişli ve farkındalıklı bir aydınlanma deneyimi bilişini ve farkındalığını sürdürmek belki enerji savurganlığıdır ve hayata denge ile tutunmak ve aydınlatılacak obje hareketi ile yanışa geçmek enerji tasarrufudur belki ve belki de dinlenmen gerekiyordur biraz, Neden diyorsan her şey dinlenir ve dinler kendini özümser, ya da mucize arıyorsan ya da eskilerin bilişini yani onları edinemediğini ya da bir ışık görüp sürdüremediğini düşünüyorsan sanırım ki ama içinde bilirim ki yanılıyorsun, Yanmak vakti yanarız, Yangın olur biz yangına gideriz, Sen o sun;

Bunu şöyle betimleyelim, uyku- uyumak ve uyanıklık birbirini takip eder, Daha uyanık bir uykuyu tercih edebilir ve deneyimleyebilirsin ama uykuya direnirsen yorulursun bu farkındalıktır, Burada uyanıklık günümüz aydınlanması ve uyanış deneyimini anlatmak için betimlendi, Uyanışı sürdüremediğini düşünebilirsin bu uyanıştan uykuya daldığın anlamına gelmez, Uyanıklık bilinmiştir, Rüyadan uyanılmıştır, Zamanla betimlenmez, Bir düşteyim kalk der gibi kendine , Bir düş içinden uyanın sevgililer der gibi Ple, İşte böyle seslenir sana sabahı bir güzel ezgi, Kulağına fısıldar ve biter uyku; Ki anlatamadı satırların eksik anlattı, Yazışlar atlas olsa coğrafyası yok anlamın;

----------------------------

Ki,
Ki, Umut alınıp satılmazmış;
Ki, oradan gördüm,
(dediğimin anlamını)
Ki, anlam bağımsızmış, biçimsiz bir nesne gibi, tanımlanamazlıkta biçim boyayıp kapsanan biçimlenen bir alan gibi anlamlandırma, birinin yakaladığını diğerinin yakalayamaması tamca olmasada daha doğrusu birinin düşlediğini diğerinin düşleyememesi, her düşün imgesinin başka olması gibi her anlam bir başka biçimsiz

Biçimsizlik biçimi unutulmuş bir biçimdir (dışında tanımlanamaz), ki bunun dışında kapsanabilip biçiminin resmedilebilmesi gerekir, ki içinde biçim beliren alan biçimsizse biçimsizlikse o, onun öz niteliğidir (tanım içinde), Bunun dışında onun biçimsizliği anda biçime bağlı olmaksızın değişkenlik, biçime ihtiyaç duymazlık, biçim olarak tarif edilmezlikte olabilir

--------------------

Sen çiçek açmamışsan da bir çiçeksin,

Neden,

Çiçekçi deriz bitkiciye
Ki, o çiçek değil bitki satar, Çiçekçi değil bitkicidir,
Evde yada hernerdeyse orda üzerinde belki çiçek bile olmayan ya da belli belirsiz küçük bir çiçeği olan bitkiye bile çiçek denir onun adı çiçektir,

Ve sen çiçek açmamışsan da bir çiçeksin,

Zor iklimlerde büyütülüyorsan, sulanmıyorsan, ilgi sevgi görmüyorsan (kendinden kendine sakındığın müstesna)

Sen ki,
Sen sensin unutma,
Bu sözlerim sana,
Sana ki unutma,
Ki aklında tut,
En umutsuz en karamsar anında hatırla bu sana kendinden satırlarını,
Sen bir çiçeksin,
Ben bir çiçeğim

Ve açarım baharda,
İlgi ile büyürüm,
Bilgi ile büyürüm,
SEVGİ ile büyürüm
Ben kendimi büyütmem, (soldurulmuşsam kendimde kabahat kusur aramam, iklim böyle)
Kendimi büyütmem kendim kadar
Çünkü bir iklimim var benim,
Ben, benim içinde, bizim içinde, ben benim,
Benim iklimim bizdir,
İklime uyum sağlarım
Kardelenim bazen de evet ama
Vakitsiz ve yersiz açıp ezdirmem kendimi,
Açabilirliğimi, doğabilirliğimi gördüm, açtım, doğdum, uyandım, sıyrıldım, seyreldim,
 ayraldım,
Açmanın doğmanın uyanmanın bilgisini edindim, (Farkındalıkta deneyimledim, çiçek dökmek solmak tohumumu köreltmes, eksiltmez)
Deneyimledim,
Özümledim, özümsedim,
Öğrendim,
Özledim,
Tohumladım,
Saçarım, (Gün gelirde, gün gelir hali)
Saçarım sularlarsa
Saçarım baharlarlarsa,
Saçarım rüzgarlarlarsa,
Bunlar birlik işidir, bizlik işidir, açarım bizliklerlerse, gruplarlarsa, (ki larlalayan larlalarla)
Bir çiçekle bahar olmaz
Zürefanın düşkünü beyaz giyer kış günü (Beyaz = ışık sevgi dili ve söylemi, ) (sonunda şifayı...)
Beni dinle iyi yaz
Defteri kalemi al iyi yaz

(Özüm tohumum bilgisindedir ki o bilgi yok olmaz, Bin yıllar ve asırlar boyu o bilgiyi saklayacak kabuklandım ki ruh salgın gecelerde kabuklandı, Ruh ayazda kabuklandı)

Gün gelir
Gün gelir
Gün gelir

Ki

Gün gelir, gelir olur, gelir

Ki

Öyledir

----------------

Ben içinde kendinde ben arıyorsun,
Çiçek tarlasında çiçeksin,

Bir harman özüt hasat,
Bir dem bal o özütten hasat,
Bin bir çeşnili polenli

Ki kendin bal isen kendini hasat et,
Anladın mı?
Bal ile bal ol,
Balda bal,
Bala bal, renk tat, koku, doku, kendi özütünle, kıvamınla esininle,
Bin kokudan seçilsin kokun ama bin kokuya da karışsın özün özütün,

Arı isen işçi isen bal yap, türlü değişik çiçekten
Ki çiçek isen özüt sun kokundan
Esinde iş kadar değerlidir,
Esin düşünüş ve doğal ile varoluş ki o özütte değerlidir


-------------------

1 Mayıs 2013 Çarşamba

EVRENİN ŞANLI DALGASI DÜNYAMIZI KAPLIYOR

BİZLERİN ELLERİNDEDİR GELEN IŞIKLI GÜNLER

yepyeni bir hayat gelir bizde ve her yerde
yepyeni bir güneş doğar dağların doruklarından
mutlu bir hayat filizlenir ...nın ufuklarından
yurdumun mutlu günleri mutlak gelen gündedir 

vermeyin insana izin kanması ve susması için
hakkını alması için kitleyi bilinçlendirin
bizlerin ellerindedir gelen ışıklı günler 

http://eksisozluk.com/entry/10802252


Bayramınız kutlu olsun